top of page

Yazmak!

Yaz Kızım.

‘“Asena.. sen bir şeyler yazsan insanlar okusa” dedi ortanca kız kardeşim bir gün. Yazı yazmak için çok kitap okumak gerekir demişlerdi yaratıcı yazarlık eğitiminde, lisede edebiyat derslerinde.

Evet kompozisyonlarım hep tam puan alır ve sınıfta örnek gösterilirdi üniversitede bile. Ama beni sürüklemeyen kitabı yarıda bırakırdım. Sürüklerse içine girer ve her karaktere empati yapar, bazı cümleleri asla unutmazdım. İnternet gelince (yaşım 39) ansiklopedileri attık her şey bir arama motorunda var olmaya başladı.


Böcekleri araştırmak için kütüphaneye gitmeme gerek kalmamıştı. Şimdi var olmayan o güzel kokulu ve sessiz, huzurlu raf raf bilgi dolu kütüphaneleri hatırlarsınız. Bazen aradığın bir bilgi vardır. Bazen tavsiye üzerine okumayı tercih ettiğin bir hikaye. Bazen de ne istediğini bilmeden girip, okuma isteğini getirdiği için eline alıp çıktığın bir roman.


Yapay zeka ile aramız çok iyi. Hocam veya bir arama motoru değil çünkü. Ulaşmak istediğim bilgiyi bana saniyeler içerisinde getirdiği için iletişimimiz güzel. Bir konu hakkında bilgilenmek için kitap okumak veya arama motorlarında saatlerce kaybolmama gerek yok. Hadi şimdi ne yapalım diye benden daha hevesli bilgi araştırmasında.

Seo  uyumu konusunda ise çok usta ama blog için mutlaka insan eli değmesi gerekiyor. En azından benim blogum için.


Edebiyat öğretmenimle aşk yaşardık ve ona yazmayı bırakmayacağım diye söz vermiştim. Şimdi yapay zeka ile şahane işler çıkarabileceğime inanıyorum. Ondan korkmuyorum. Onu evcilleştiriyorum. Rahmetli edebiyatçı şair yazar dedeciğimi bile tanıyor. Hakkında kitap yazılmış, türünün son örneği bir şair. Mutlaka hece ölçüsü kullanırdı meşgalesi şiir olunca. Bende hece ölçüsü kullanılmamış şiire sanat gözüyle veya mantıksal olarak da bakamaz oldum sayesinde. Olsun. İki dörtlük yazdım ona ve hayatına giren eczacıya bile şiir yazan dedeme tek şiir yazan benmişim.


Ağzında kürdanı, sırtında kahverengi yeleği ile bana ikinci kez okuttuğunda bir heyecan kapladı içimi. Çünkü gülümseme vardı yüzünde o köy enstitüsü eseri ciddi mizaçlı yaradılanın. Neyse konu dedemle yapay zekayı nasıl birleştireceğim değil sonunda.


Eğer yazma yeteneğiniz varsa ve ne olursa olsun, bu bir gerçek ki yetenekle her şey çok daha özünde, kararında, kuramlar arasında gidip gelmeyen, kişilik sahibi bir eser oluyor, yazınız.


Bazı kitaplarda (isim vermeyeceğim) kurgusal bozuklukları bile görebiliyorum. Yazı dili ve kurguda ki hatayı diğer okurlar farketmezken ben uyuz olabiliyorum. Bazı kitapların ise zamanı gelmesi gerekiyor. Mesnevi gibi mesela. Ayaklı ansiklopedi dedem için, o zaman asla gelmedi Mesnevi için. İyi ki de gelmemiş büyük hüsran olurdu.


Kendisine kullandığı eski Türkçe kelimelerin anlamlarını sorduğumda bana hayran olduğunu hissederdim. Anlamını bilmeden bir kelimenin rahat anlayamam bir metni mantıken. Ama diğer torunlar okuyup bitirelim konu değişsin diye merak bile etmezdi.


Nitekim ben bu ‘yazmak için çok kitap okumak gerekiyor’ teorisine karşıyım. Ben ne çok kitap okudum ne de çok ciddi eğitimler aldım. Benimki hediyedir, en yüce mirastır.

Elbette bazı tür yazılar için kuralları bilmek gerekiyor. Ancak yazının dedemin dediği gibi pratikle gelişen bir sanat olduğu konusunda benimle hem fikir olan olmasa bile bu böyle.


“Yaz kızım. Ne yazarsan yaz. Ama her gün yaz”. dedi. Haber metinleri, tez, akademik makale, şiir, öykü, içerik, hepsini deneyimledim. Uzak gelecekte bir fantastik roman olabilir. Hani şu Alis Harikalar Diyarında ve Yüzüklerin Efendisi gibi eserlerin yazıldığı o pub yok mu Oxford’da! İşte orada ilk ve son cümlemi yazmadan o eser var olmayacak tabii koydum kafaya!


Asena senaryo yaz, hayatını yaz filmini çekelim diyen de oldu.

Hayır. Önce kafamdaki kurgusal hikayenin romanı diye düşünüyorum şimdilik.


Ortancamız kız kardeşim doğruyu söylemişti. Önce sadece bişeyler. Bazen biri bir söz söyler ve bunu söyleten O’dur. Bizse hafızamızdaki bilgi ile buna imkansız gözüyle bakarız. Odağı söze verirseniz keyifli bir şekilde bunu gerçekleştirebiliriz. Fakat odağı söyleyene verirsek özel notlarınızı, kendinize sır olan yazıları gizlice okuduğunu anlayabiliriz. Bundan da ders çıkarır ve defterlerimizi artık kilitleriz!


Bundan sonra kişisel gelişim kategorisi altında anektodlarımı ve deneyimlerimi, öylesine aklımdan bazen de kalbimden akanları yazacağım. Çünkü herkes bilgiye çok kolay ulaşıyor şimdiki zaman içinde. Bir 35 sene daha yaşatsa bizi kim bilir neler göreceğiz. Hodri meydan yapay zeka. Beynime gir ve şahsıma özel yazı dilimle blog içeriği cümlesi yaz. Yapamazsın ki! ;)

 
 
 

Yorumlar


  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter

©2024, Yazan Kadın tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page